9 Ocak 2009 Cuma

Sağ ve Sol Beynim...




Düşünüyorum da; kızımla aramdaki kuşak farkını ne çok hisseder oldum günden güne. Sanıyordum ki, nasıl olsa genç anneyim, böyle bir fark olmaz. Çocuğun bize uyum sağlayacağını değil. Tam tersi, benim ona ayak uyduracağımı düşünüyordum.
“Ne var canım, aynı çağların insanıyız. Modern düşünceli anneleriz biz. Annelerimizin bize yaptıklarının hiç birini yapmayacağız zaten kendi çocuğumuza !”

Ne salakça bir düşünceymiş aslında. Ortanızdan çatlasanız da tıpkı anneniz gibi oluyorsunuz. Üzerine, o kuşak farkını çocukların gözünüze sokması tuz-biber. Ki, bence, bizim gençliğimizde yaşanan farkla şimdikilerin arasında dağlar kadar mesafe var. Bizler “höt” denildi mi oturtulan bir gençlik geçirdiğimiz için, bana kalırsa annelerimizle aramızdaki o fark hissedilmemiş yeteri kadar. Kızmış, isyan etmişiz belki ama hepsini içimizde yaşamışız. Tabii, bu düşüncelerim kendime ve etrafımdaki genel çevreme dayanıyor. Mutlaka asi olanlarımızda olmuştur. Ama bakıyorum da, şimdikilerin hepsi asi maşallah! Yine höt hötlenen biziz ne yazık ki.

Ancak bir gerçek de var ki, bizim zamanımızda konuşulmayan konular artık çok açık konuşulur oldu. Kızımın yaşı gereği son zamanların gündeminde ergenlik çağı var haliyle. Çocukluğumdaki annem her ne kadar vizyonu geniş bir insan da olsa, toplumun getirdiklerinden olsa gerek, benimle konuşmak, bana anlatmak yerine önüme dergileri koymuş: “Oku, anlamadığını sor” demişti. Hiç konuşmayanın, hiç anlatamayanın yanında bu önemli bir hareketti gerçekten. Okudum mu, sordum mu? Tabii ki hayır… Arkadaşların yaşadıkları daha önemliydi o zaman.

Oysa şimdi artık okullarda 6. sınıftan itibaren ergenlikte nelerin beklediğine dair konular seminerler halinde veriliyor çocuklara. Hatta analı-kızlı yapılıyor bu toplantılar. Çocuklara, malum her şeyi bildikleri için, çok enteresan geliyor mu bu konular bilmem ama en azından belki hala susmayı tercih eden annelerin kızlarına yarıyordur mutlaka.

Kikirdemekten kulaklarına neler küpe oluyor bilinmez ama kendime yarar şeyler çıkarttım ben seminerden.

Mesela;

İnsan genelde yoğun olarak beyninin tek tarafını kullanırmış normal yaşantısında. Beyninizin her iki tarafını çalıştırmanın basit bir yöntemi var: Spor amaçlı yürüyüş yaparken kollarınızı da yürüyüş temponuza göre hareket ettirmek.

Birkaç gündür spora adamıştım kendimi zaten. 3-4 km.lik yürüyüşler yapıyorum. Bugün denedim. Dün yürüyüş sonunda ne kadar yorgun olduğuma takılmışken, bugün ise bir çok iş yapabilirmişim gibi hissediyorum. Hatta yazı bile geldi bu yürüyüş arkasından. Gerçekten kolların etkisi olabilir mi?

Hiç yorum yok:

Subscribe to me on FriendFeed XING