28 Aralık 2008 Pazar


'Artık yazılarını bununla kaleme alırsın" dedi, kırmızı kurdelalı paketi bana doğru uzatırken. Aslında bir de cümle aralarına " yazarsın ya artık!" gibisinden şeyler sıkıştırmış olduğunu duydum. Fakat henüz kendimi o mertebede görmediğim için, içimden "yazar adayı" diye düzelttim; ona belli etmeden.


Aklıma o an Orhan Pamuk düştü tabii; romanlarını bilgisayarda, klavye tuş sesleri arasında yazmaktansa kalemle yazıyormuş başından sonuna koskoca yazar.
Kalemi tutmak onu beyaz sayfa üzerinde kaydırmak farklı hazlar veriyor, orası bir gerçek. Fakat Orhan Pamuk olabilmek için kırk fırın ekmek yemek de az gelir sanırım.

Küçük bir paket... Büyük tetikleyici olabilir mi? Ne olursa olsun, bu hediyenin beni yüreklendireceği kesin.

Beni desteklediğini hissettiren babama buradan teşekkür ederim.


Herkese 2009'un iyi bir yıl olmasını dilerim.

Resim: getty images'dan.




25 Aralık 2008 Perşembe


Son günlerde hayat çok monoton. Aslında "hayat, çok bayat" tabiri caizse. Ekonomik kriz başlattı bence bütün her şeyi ilk olarak. Okul-öğrenci işleri, sınav takipçiliği yanısıra bir de hastalıklar kapıya dayandı mı kapkara gökyüzünü andırır bir hava esiyor evin içinde doğal olarak.


Hadi her şeyi geçtik diyelim, ilham da yok bu aralar. Hani şu yazılara esin kaynağı olan "ilham", terketti beni. Gelmeye de pek niyeti yok sanki. Ben onu beklersem yaya kalacağım gibi gözüküyor. Ancak bedenim de ilhamla bir olmuş. Kime kızacağımı şaşırdım. İlhama mı, bedenimin/beynimin tembelliğine mi?


Subscribe to me on FriendFeed XING